09 Haziran 2019 Pazar, 16:29
Metni Küçült Metni Büyüt Reset
Rusya'dan Malatya'ya Uzanan Başarı Öyküsü
Rusya'dan Malatya'ya Uzanan Başarı Öyküsü
Heykel sanatının önemli isimlerinden Zakir Azizov Türkiye’de oldukça başarılı bir yol izlemeye devam ediyor. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin yıkılmasından sonra Rusya dışından ilk defa İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Heykel Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Zakir Azizov’un, imparatorluk Rusya güzel sanatlar Akademisi tarafından Akademik Unvan Ödülüne layık görülmesiyle dünyada ve Türkiye’de önemli başarılara imza attığı biliniyor.  

Heykel sanatının önemli isimlerinden Zakir Azizov Türkiye’de oldukça başarılı bir yol izlemeye devam ediyor. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin yıkılmasından sonra Rusya dışından ilk defa İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Heykel Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Zakir Azizov’un, imparatorluk Rusya güzel sanatlar Akademisi tarafından Akademik Unvan Ödülüne layık görülmesiyle dünyada ve Türkiye’de önemli başarılara imza attığı biliniyor"

"AKADEMİK ÜNVAN ALDIM"

Profesörlükten sonra akademik unvanda aldığını söyleyen Azizov; "Akademik diye bir unvan var profesörlükten sonra veriliyor onu da aldım. Yani akademik profesör. Burada akademik diye bir unvan olmadığı için sadece profesör. Kırgızistanlıyım. Çocukluğum Kırgızistan’ da geçti. Eğitim hayatım Rusya da geçti. Çalışma hayatım Avrupa Türkiye. Türkiye de futbol sahaları var. Burada da yeni yapıldı. Bizde de bunun gibi sahalar var. Orada insanların oturduğu yerlerin altı boş bulunuyor. Orayı bizde oda yapıp sanatın bütün türlerini koyuyorlar. Bütün spor türlerini koyuyorlar. Matematik, Kimya ile ilgilenenler için laboratuarlar var. Oraya bir hoca gidip gönüllü olarak eğitim verebiliyor. Böyle şeyler Kırgızistan da ve Rusya da çoktur. Biz oralara gittik. Ben spor ve heykel üzerinde çok duruyordum. Birde profesyoneller tarafı var oraya geçiyorsun . Küçük yaşlarda başlıyorsun. Mesela ilk başta kendi heykeltıraş hocamızı örnek alıyorduk. Ondan sonra yurt dışına çıkıyorsun. Dünyaca ünlü heykeltıraşları örnek alıyorsun. Ondan sonra fikrin değişince uluslararası hocaları örnek alıyorsun. Örneğin Burden, Rodin, Fransız heykeltıraşlar, İtalyan heykeltıraşlar genellikle onları örnek alıyoruz. Rus heykeltıraşları örnek alıyorduk. Konenkov diye. Ondan sonra daha da ilerlediğin zaman daha kaliteli klasik yapayım dersen Kervel diye bir heykeltıraş var onu örnek aldım. Mesela burada Henry Morre var. Picasso , Salvador Dali bunlar resimciler ama bunların soyut yaptıklarını, niye böyle yapmışlar diye incelemeye başlıyorsun. Bunun paralelinde felsefe de okuyorsun.

"KONUŞURKEN BİLE KAFAMDA TASARIM OLUŞUYOR"

Eserlerinizi tasarlarken neler ilham kaynağınız oluyor? Sorusuna yanıt veren Azizov; "Aslında ilham kaynağında bazıları çiçek görürse ilham geliyor. Temiz hava alınca güzel bir ortamda ilham geliyor. Benim öyle olmuyor. Sizinle konuşuyorum şuanda kafamdan tasarım geçiyor. Mesela yemek yerken bakıyorum bir sinek kondu buraya ben hemen tasarımı orda gerçekleştiriyorum. Alıyorum kağıdı veya peçeteyi hemen oraya çiziyorum. Ondan sonra yürürken aklıma bir şey geliyor orada hemen kağıt bulup çiziyorum. Öyle toplanıp bir birikim oluyor. Ondan sonra bir gün oturduğum zaman diyorum ki ne çizmişim arasından seçiyorum. Ondan sonra onların tasarımını çiziyorum. Öyle oluyor bende. İlham insana gelir gider. Sürekli gelmez ki. Benim tasarımlarım sürekli otururken, yürürken yemek yerken geliyor. Ondan sonra aklımda tutuyorum sonra çiziyorum. Eserler sadece bizim düşüncelerimiz. Sanatçı insanlarda bir şeyler fark eder. Örneğin sen bir şey fark ettiğin zaman şunu da fark et.’’ Sanat doğru yolu gösteren bir ilham kaynağıdır.‘’ Örneğin aşk kısa mesajdır. Düşüncemi insanlara aktarmayı düşündüğüm mesajdır. Eserlere İlgi var. İslam memleketlerinde çok ilgi göstermiyorlar. Bunu nedeni de şu, peygamber efendimizin bir sözü var ‘’ insan öldükten sonra belli bir şekilde ve suretle can ver diyecekmiş Allah. Can veremediğin için de cehenneme gideceksin.’’ Bunlar sadece heykeltıraşlar gider diye biliyorlar. Böyle bir hadis var. Bunu da almışlar heykeltıraşların hepsi cehenneme gidecek diye söylemişler. Ama böyle bir şey yok.

MALATYA'YA GELME ÖYKÜSÜ

Azizov, Türkiye’ye ve Malatya’ya gelme sürecini ise şöyle anlatıyor; " Türkiye bizi Eğitim Bakanlığından istemiş sanatçılar gelsin diye. Bizim Sovyetler Birliği dağıldığı zaman bizde herkes boşta kaldı. Bütün fabrikalar boş kaldı. Bize de dediler ki siz sanatçısınız yurt dışına gidin, davet edenler var. Bizde dedik kim davet ediyor. Önce Avrupa ya gittik. Onlar da bizden iyi değillerdi zaten orda çalıştık biraz. Sonra Türkiye’ye gelin denildi. Türksoy diye bir kurum kurulmuş. Türk dünyasını birleştirmek amacıyla... Orada çalışan kuruculardan biri bana dedi sen Türkiye ye neden gitmiyorsun. Türkiye ye git. Ben dedim Türkiye de heykel yok niye gideyim. Ondan sonra bir iki sene geçti yine söyledi. Türkiye de gerçekten ihtiyaç var. Ben yine kulak asmadım en iyisi Rusya’da kalayım dedim. Sonra tekrar 1998 yılında iki üç kişi olarak söylediler bana bende tamam dedim geldim buraya.  Önce Ankara’da karşıladılar bizi sonra rektör bey aldı bizi. Ben Atatürk heykeli yapmıştım. Burada bir yürüyüş vardı. Binlerce öğrenci pembe yolda yürüyordu. Bağırıp çağırıyorlardı o arada benim heykelimi kırdılar. Ben dedim demek ki sanat düşmanı varmış. Bende kimin yaptığını bilmiyorum. Dekanlığa gidip heykellerin neden kırıldığını sordum. Onlarda ‘’ Bu yolda yürüyenler kırmış heykel karşıtları.’’ Bende baktım ki öğrencilerimden ikisi onlarla beraber yürüyor. Ondan sonra atölyeye geldiler. ‘’ siz neden heykel kırıyorsunuz’’ dedim. ‘’ biz kırmadık’’ dediler. Burada heykel bölümünün açılmasını istemeyenler kırdırtmış. Yürüyenler kırmamış. Sonra ben o heykeli bir ayda tekrar yaptım. Ben tabi başka kültürden geldiğim için bunları bilmiyordum. Niye yürüyorlar niye bunlar oluyor" dedi.

 

 

 

Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı
 
Okuyucu Yorumları
JG9MG
Rusya'dan Malatya'ya Uzanan Başarı Öyküsü